Bidicin Banner
 





Filmini Ara :
 
 
 
FİLMLER :  A   B   C   Ç   D   E   F   G   Ğ   H   İ   I   J   K   L   M   N   O   Ö   P   R   S   Ş   T   U   Ü   V   Y   Z   W 

Apokalipto

Yönetmen Mel Gibson
Oyuncular Rudy Youngblood , Dalia Hernandez , Jonathan Brewer , Morris Birdyellowhead, Carlos Emilio Baez, Ramirez Amilcar , Israel Contreras, Israel Rios Maria Isabel Diaz, Espiridion Acosta Cache
Senaryo Mel Gibson, Farhad Safinia
Tür Aksiyon , Macera , Drama
Vizyon Tarihi 23 Mart 2007
Web http://apocalypto.movies.go.com/
Kaynak Özen Film
Açıklama :

Güçlü Maya Krallığı, gittikçe yayılan şehirlerkurarak, gökyüzünü delen piramitler yaparak ve olağanüstü kültürel ve bilimselbaşarılar elde eden etkileyici gelişmiş bir toplum inşa ederek Amerika?da 1000yıldan fazla bir süre hüküm sürdü. Ondan sonra, tarihin ışıltısı içinde, budünya çöktü. Bütün bunlardan geriye kalan ormanlarla kaplı birkaç piramit veboşuna umut veren bir gizem oldu. Şimdi, Maya uygarlığının sona ermesinden 500sene sonra, yönetmen Mel Gibson, felaketin kıyısındaki bir dünyada kendisi içinen fazla önem taşıyan şey olan ülkeyi kurtaracak olan bir adamın macerasıüzerine kurulan belirli bir zamanı olmayan bir efsanede olduğu gibi her şeyigözler önüne seren modern bir film macerası yaratmak için asla keşfedilmemiş buülkeyi derinlemesine araştırıyor: APOCALYPTO.

Bir film yapımcısı olarak,Gibson, her zaman, en büyük, en kalın ve en dayanıklı kayaların üstüne doğrusürüklendi. Kariyerine, ikon esinlenmeli aksiyon macera ?Mad Max?, muazzam birşekilde popüler olmuş ?Lethal Weapon? serileri ve son büyük ?Signs? gibifilmlerde, karizmatik sinema idolü olarak başlamasına rağmen, nitekim, yoğunbir şekilde hikâye anlatmaya eğilimli büyük bir Amerikan yönetmeni olarak,belli başlı yönetmenlerden biri haline geldi. İkinci göze çarpan filmi, efsaneviİskoçyalı kahraman William Wallace?nin iç ve dış savaşlarını göz önüne sermekiçin tarihi, aşk hikâyesini, grafik aksiyonu ve dramı karıştıran,heyecanlandırıcı, destansı ?Bravehearth? idi. Film, on adet Akademi Ödülüne®aday gösterilecek ve En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödülleri de dahil olmaküzere beş adet Oskar® ödülünü kazanacaktı.

Bu başarının verdiğicesaretle, Gibson, tekrar cesur bir dönüş yaptı. Bir yönetmen olarak üçüncüçalışması, çağdaş sinemanın ödün vermeyen gerçekçiliği ve yeni coşkusuyla buölümsüz hikâyeyi yeniden gündeme getiren bir filmde İsa?nın hayatının son 12saatinin incelenmesi olan ?The Passion of the Christ?dı. Film dünya çapındabenzeri görülmemiş bir başarıya sahip oldu ve Hollywood?un yüzünü değiştirdi.

Fakat çok az kişi, Gibson?ınbir dahaki sefere, gerçekten herhangi bir başkasına benzemeyen orijinal birfilm deneyiminde bulunarak, görsel unsurlar ve saf duygu ilehareketlendirilmiş, duraksız, sürekli olarak hızlanan bir macerayı oluşturduğu,tüm tarih içindeki en esrarengiz ve çekici medeniyetlerden birine dönüşyapacağını hayal edebildi.

Gibson, film izleyicileriarasında heyecanlandırıcı ve eğlendirici ve aynı zamanda daha başka özelliklerde içeren filmler için büyüyen bir açlığı sezmeye başlarken, ?The Passion ofthe Christ? i takiben APOCALYPTO için ilham geldi. Gibson, ?Sanırım insanlargerçekten, kendilerine duygusal olarak bir şeyler söyleyen ve ruhen kendilerinedokunan büyük hikâyeleri görmek istiyorlar? diyor. Eski Maya uygarlığının aniçöküşünden büyülenen Gibson, bu gizem dolu kültürün içine böyle bir hikâyeyiyerleştirmeyi hayal etti.

Başlangıçta, Gibson sadece,bir adamın her şeyini tehlikeye attığı eşsiz bir takip filmi yaratmakistediğini biliyordu. Gibson?ın hatırladığı ?sürekli gerilimi canlı tutanyüksek hızlı aksiyon macera takip filmi yapmak istiyordum?. ?-Seyirciyi enyüksek duygu ve heyecan düzeylerinde etkileyerek hikâyenin çoğunun görselolarak anlatılacağı fikri ilgimi çekiyordu?.

Fakat, Gibson, film yazarı veCambridge Üniversitesi mezunu Farhad Safinia ile fikirlerini paylaşırken, Mayadevrinin sonunda geçen bu destansı aksiyon hikâyesini kurmanın görünüştekivahşi nosyonunu keşfetmeye başladılar. İlk olarak Yukatan?a seyahat eden veMaya harabelerini gören Safinia, Gibson?ı hikâyeleriyle şaşırttı ve senaryoorada akmaya başladı. Safinia, ?Fikir bu fantastik makine gibiydi?, diyor.?Hikâye sürekli gidiyordu, bir şeylere doğru gidiyordu, ve biz onu yazarkenbile heyecanlandırıyordu. İfşa edilen bir çok şey, çapraşık entrikalar ve çokhızlı bir şekilde oluşan gelişmeler bulunmaktadır.?

Yazarlarken, Gibson veSafinia, Maya?nın büyüleyici tarihine kendilerini kaptırdılar. ?Popul Vuh?olarak bilinen kehanette bulunan kutsal metinlerde dahil olmak üzere, yaratılışve yok oluşla ilgili Maya efsanelerini okuyarak aylar harcadılar. Medeniyetinçöküşü hakkındaki yeni kazılar ve teoriler ile ilgili en son arkeolojikmetinleri dikkatle incelediler. Ondan sonra, kendileri eski Maya siteleriniizlemek için, özellikle, oldukça büyük etkisi olan birinci elden seyahatleriniyaptılar.

Gibson hatırlıyor:?Guatemala, El Mirador?da, şehirde kalan tek yağmur ormanı içinde bulunantapınağın en üst bölümünde durdum ve etrafı dikkatli bir şekilde incelerkendiğer 26 şehrin dış hatlarını görebiliyordum -bir saat gibi hepsiçevremizdeydi. Piramitlerin uzaktaki ormandan fırladıklarını görebilirdiniz.Oldukça önemli bir şeydi. Gerçekten bunun bir zamanlar ne kadar güçlü biruygarlık olduğu duygusuna kapılırdınız.?

Gibson ve Safinia aynızamanda, filme danışman olarak hizmet veren, dünyaca tanınmış bir arkeolog veMaya uygarlığı hakkında uzman olan Dr. Richard D. Hansen?le uzun sohbetleryaptılar. Gibson, ?Richard?ın yaptığı şeye karşı duyduğu coşku bulaşıcıdır.Yazdığımız şeyin hayal içerdiği gibi bir miktar da gerçeklik içerdiği konusundagüvenimizi sağladı ve bu konuda emin olmamızı temin etti? şeklinde konuşuyor.

Gibson ve Safinia?nınMaya?lara ait sırlardan kendilerini en fazla şaşırtanları açığa çıkarmalarına-ve özellikle böylesine şaşırtıcı bir toplumun nasıl paramparça olduğu konusunukavramalarına yardımcı olan kişi Hansen?di. Hansen, Gibson ve Safinia?nınsezgisel olarak bildiği şeyi teyit etti: Maya toplumunun sonu ve bizim çağdaşkaosumuz arasında kışkırtıcı benzerlikler bulunmaktadır.

Safinia dikkat çekiyor,?Gerçekten bilmek istiyorduk -Maya yükseliş ve çöküş dönemlerinin arkasındakisebepler neydi??. Arkeolog ve antropologların inandığı şeyin, Mayalarınkarşılaştığı zorlu problemlerin kendi uygarlığımızın bugün karşılaştığıproblemlerle olağanüstü bir şekilde benzer olması olduğunu keşfettik, özellikleyaygın çevre bozulması, aşırı tüketim ve siyasi çürüme söz konusu olduğunda.?

Gibson ekliyor: ?Tarihboyunca, bir uygarlığın çöküşünü haber veren belirtiler daima aynı olmuştur,bizim de yazdığımız gibi geçerliliğini koruyan şeylerden birisi, Mayauygarlığının çöküşünden tam önce meydana gelen şeylerden çoğu şimdi bizimtoplumumuzda da oluşmaktadır. Bu bağlantıyı kurmak benim için önemliydi, çünküsürekli olarak kendisini tekrar eden bu döngüyü görüyorsunuz. İnsanlar, moderninsanın son derece aydın olduğunu düşünüyor fakat aynı kuvvetlere karşıduyarlıyız -ve aynı zamanda aynı kahramanlık ve üstünlük yeteneğine desahibiz?.

Gibson ve Safinia, Mayakültürünü daha derinlemesine araştırdıkça, onların esas karakterini -JaguarPaw- tamamen ortaya çıkarabildiler. Kahramanca davranışlara itilen sıradan biradamın hikâyesi olan Jaguar Paw hikâyesi APOCALYTPO?nun tam kalbinde yeralmaktadır. Film başlarken, ümit vadeden, içgüdüsel olarak liderliğinin farkındaolan fakat geleneksel avcıların küçük ve sakin köyünde henüz tam anlamıyla birlider olmayan genç bir babadır. Ondan sonra, insanın soluğunu kesen bir anda,tüm dünyası paramparça olur. Yakalandığı ve büyük Maya şehrine giden tehlikelibir yürüyüşe dahil olmak zorunda kaldığı zaman -ülkelerini tahrip eden yaygınkıtlığa karşılık olarak tanrılara kurban edileceğini öğrenir. Çok yakındagerçekleşecek olan ölümü karşılamak üzere olan kahramanımız, hayatta değerverdiği her şeyi korumak amacıyla adrenalin yüklü, kalp atışlarını hızlandıranbir saldırıda bulunduğu zaman Jaguar Paw bütün korkularına galip gelmelidir.

Hayret verici yolculuğuesnasında, kamera onu asla bırakmaz, gördüğü, hissettiği ve yaşadığı her şeyiifşa eder.

Karakter yüzyıllar önce gizemlibir kültürde yaşamasına rağmen, Jaguar Paw dokunaklı bir rüştüne erişmehikâyesidir ve ailesini korumak için gitgide artan cesarete sahip olan birsavaş, film yazarları tarafından son derece çağdaş bir hikâye olarakalgılanmaktadır. Gibson ?Jaguar Paw hikâyesi herkesin ilişkili olduğu birhikâyedir? diyor. ?Yolculuğu boyunca, kendi kişisel çıkarlarını bir kenarakoymak zorundadır ve çok daha önemli şeyler için savaşmalıdır.?

Jaguar Paw?ın savaşını bukadar destansı yapan şey, onun mücadele ettiği şeyin büyüklüğüdür. ?Filmdekiesas kötü karakter gerçekte bir şahıs değildir?, diyor Gibson. ?O bir kavramdırve bu kavram korkudur. Kahraman korkusunun üstesinden gelmek zorundadır vekorkunun sebebi olan şey, bugünün dünyasında da olduğu gibi, tarihte hepimizinmücadele ettiği şeydir, bu yüzden, o, herkesin ilişkili olduğu bir şeydir?.

Jaguar Paw hem insan hem devahşi hayattan kaynaklanan tehditlerle çevrili yolunda ilerlerken, insanoğlununtabiat, çürümüş toplum, aileye olan sevgi ve başkaları için kendini feda etmegibi kavramlarla barışık yaşama çabasını temel alan temalar, Gibson ve Safiniaiçin, bir heyecan unsuru meydana getirmek için gerekli temeli oluşturdu. Çokhızlı ilerleyen, insanın kemiğine kadar işleyen, temalarının çarpıcılığıseyircileri daha sonra vuracak bir hikâye yaratmayı umdular. ?Sanırım, buhikâye hakkında sizi öncelikle çarpacak olan şey, sahip olduğu büyük maceradırve inanılmaz kinetik etkidir.? Gibson, ?Fakat bunun altında, Jaguar Paw?ınyolculuğuna temel teşkil eden bütün etkenler bulunmaktadır.? şeklindekonuşuyor. Durmak bilmeyen hareket ve yalın hikâye anlatımı APOCALYPTO?nunyaratıcı anlayışının tam göbeğinde yer almaktadır. ?Hikâyenin başladığı ilkdakikadan itibaren, perdede gördüğünüz her şey hareket halindedir? şeklindeaçıklıyor Gibson. ?Her karede, kamera sürekli hareket ediyor ve filmde daimahareket eden birisi veya bir şeyler bulunmaktadır.?

O ve Safinia senaryoyubitirdiği zaman, tüm diyaloglar, bugün Yucatan yarımadasında konuşulan enönemli Maya lehçesi olan Yucatec diline çevrildi. Gibson, ?The Passion of theChrist? de otantik dilleri kullandığı zaman meydana gelen etkinin bu filmde deseyirciyi bu dünyanın içine tamamıyla çekeceğini hissetti. ?Sanırım farklı birdilin duyulması seyircinin kendi gerçekliğini tamamıyla geçici olarak askıyaalmasına ve filmin dünyası içine çekilmesine müsaade edecektir,? şeklindeözetliyor Gibson. ?Ve daha da önemlisi, bu, kalpten gelen bir tür evrensel dilolan sinemasal görüntülerin vurgulanmasını sağlayacaktır.?